KIRIM Haber

ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

Kırım'da Soykırımı anmak, Diasporada Kırım Gecesi yapmak

Kırım'da Soykırımı anmak, Diasporada Kırım Gecesi yapmak

Tarih 06 Temmuz 2010, 02:19 Editör Özgür Karahan

"Arkadaşlar, bizler daima kendi kimliğimize sarılarak yaşarsak, Vatanımıza
daha çabuk sahip oluruz. Kendisi olmayan bir kimse hiç kimse değildir."

Her yıl Vatan Kırım'da Soykırımı Anma Mitingine, konferans ve film, artistik programlar gösterilerine katılıyoruz. Türkiye'mizde ve diyasporamızın bulunduğu ülkelerde Tepreçlerde ve Kırım Gecelerinde Kırımlılar bir araya gelerek millî geleneklerimizin havasında birbirimizi görüyor, sohbet ediyor, kaynaşıyor, güç buluyoruz.

Geçtiğimiz Mayıs'ta dünyanın dört bucağından gelen Kırımlılar yine bir arada olduk. O günlerde, sadece Kırım'da değil, Türkiye'mizde de şahit olup yadırgadığım bir durumu, internet yoluyla, Kırım sevdalılarıyla da paylaşmak istiyorum.

Katıldığımız bir Sürgünü Anma toplantısında organizatörler bize "Unutma!" filmini sundular. Filmin anlatım dili bir Kırımtatarı hanımın ağzından Rusça idi! Anlatımı Tatarca, altyazısı Rusça olabilirdi.

Kırım ATR Televizyonunda aynı hanımın Kırım Tatar tarihini Rusça olarak anlatmasını boş boş dinledik. Programlar ana dilimizde ya da Türk Dünyasının ortak haberleşme vasıtası olan Türkiye Türkçesiyle verilmiş olsaydı hepimiz faydalanmış olurduk. Bu programların gayeleri arasında Kırım'daki Kırımları tuvgan dilleriyle düşünme ve yaşamaya alıştırmak yok mu hiç? Biz diyasporaya da yönelik olmaları gerekmez miydi? Niçin  organizasyonlarımız halkımızı millet haline getirecek olan temel hedeflerimizden,  dilde birliğimize hizmet etmeye önem vermiyordu?

Bu düşüncelerimi ATR Televizyonu müdürü Sayın Şevket Mehmet dostuma da söyledim. Cevabı gayelerinin kendimizi ve başımıza gelenleri Ruslara anlatmakmış. İyi, güzel. Aynı düşünce ile Amerika, Avrupa televizyonları ve basını için onların dilinde de seslenebilirsin ve çok faydalı işler görmüş olursun. Fakat bütün bu işleri yapmak kendi güçlenmemize ve gelişmemize yönelik işleri ihmal etmek olmamalı.  Benim üzerinde durduğum husus bizim için temel sayılan işlerimize önem verilmemesidir.

Şairimiz Şakir Selim'in 60-ncı yaş gününün kutlama toplantısında, Kırım'da, yine biz bize iken, konuşmacılar Tatarca başladıkları hitaplarını, "aramızda Ruslar da bulunduğundan" mazeretiyle, badır badır Rusçaya aylandırıp devam ediyorlardı. Konuşma sırası kendisine geldiğinde K.T.M.M.in Türkiye temsilcisi olan arkadaşımız Zafer Karatay sözlerine :
 "Arqadaşlar, aramızda Tatarlar da tabılğanından, men Şakir Ağamız içün qonuşmamnı Tatarca yapacaqman" diye başlamıştı. Rahmetli Şakir Selim yerinden yay gibi fırlayıp alkışlamaya koyulmuştu.

Altı yıl sonra şairimiz Şakir Selim:

         "Ne zaman halq bolacaqsıñ, milletim?
         Haçan millet bolacaqsıñ, ey, halqım?"

diye haykırıp ayrıldı aramızdan. Ruhu şad olsun, Allah ondan razı olsun.

Yukarıda anlattıklarıma benzer haller ve zihniyetler diyasporada da yok değil. Anadolu'muzun bir şehrinde bir Kırım gecesine davet edilmiştik. Baş misafirlerimiz Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Türkiye'deki Kırım Dernekleri Genel Merkezi Başkanı Ahmet İhsan Kırımlı amca, Kırım'ın seçkin sanatkârları Server Kakura, Asiye Sale idi. Bizler Kırım Gecesine yakışır  bir program beklentisi içinde iken, alaca bulaca bir varyete programı ile karşılaştık. Oyun havaları ya da klâsik dans ve pop müziği, çeşitli aranjmanlar olarak icra edilen Kırım sürgün yırlarıyla. Programı Ankara'dan bir bayan arkadaşımız takdim ediyordu. Takdimci hanıma bu  manzaranın  Kırım Gecesine hiç de uygun düşmediğini söyledim. Cevabı, Geceye halkımızın Kırımlı olmayan arkadaşlarının da geldiği, programın onları da göz önünde tutması gerekmez miydi, şeklinde olmuştu. Halbuki bir Kırım Gecesi veya bir Tepreç şenliği önce onu yaşamaya gelen, onda kendi  millî zevklerini bulan halkın eğlenceleridir. Halkımız bunlara kendi kimliğini bilmek ve yaşamak için gelir.

Arkadaşlar, bizler daima kendi kimliğimize sarılarak yaşarsak, Vatanımıza  daha çabuk sahip oluruz. Kendisi olmayan bir kimse hiç kimse değildir.

Başımıza gelen felaketleri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu'nun mücadelesinde, Zafer Karatay'ın belgesellerinde ve Cengiz Dağcı'nın kitaplarında görüp anlayarak yaşarsak kendimizi daha çabuk buluruz.

                                                                            
Celal İÇTEN
                                                                            
Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği
İstanbul Şubesi Başkanı

Bu haber 171 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Kö?e Yazylary

  • Bu kategoriye henüz haber eklenmedi.

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.


RSS Kaynağı | Emel KIRIM Vakfı

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi